Documentary - BBC How Art Made The World 2 - The Day Pictures Were Born


Uploaded by amigravedat on 29.03.2012

Transcript:
Hiç düşünmeden günde yüzlerce kez yaptığımız birşey var.
Kesinlikle güvendiğimiz ve garanti saydığımız bir durum.
İzleyin.
Bazı çizgiler görüp onlara anlamlar verebiliyoruz.
Diyebiliriz ki bir şekilden diğerine,
renk düzenlemeleri çeşitli anlamlar taşıyor,
Görüntüleri anlamlandırabilmek yaşamımızın temel bir parçası,
Ya bu yetimiz olmasaydı?
Görüntüleri anlayamadığımızı hayal edin, nasıl bir dünya olurdu?
Öncelikle, görüntüler ortaya çıkmazdı,
tamamen bağlı olduğumuz birşeyleri kaybederdik,
Yaşam çıkmaza girer; dünyamızı algılayamaz olurduk,
Antik çağda durum böyleydi; görüntüler ve simgeler yoktu,
Şimdi ise hayatımızı görüntüler yönlendiriyor.
Bu insanoğlunun görselliğin gücünü keşfedişinin sıradışı hikayesi...
ve günümüz dünyasını yaratışının.
Bir at çizdiğimi anlamanız ne kadar sürdü?
Bir saniye? yoksa saniyeler mi?
iki boyutlu bir görüntünün ne anlattığını anında anlayabiliriz,
düşünmemize bile gerek kalmaz,
Ben pek sanatçı sayılmam,
ama ben bile kağıda birşeyler karalayabilirim
böylece istediğimi çizerek anlatabilirim,
Sadece at çizmek değil...
dünyadaki herşeyi çizerek anlatabilirim,
Ama insanlık tarihindeki bir noktada
be yetiyi ilk kazandığımızda,
resimler üretmeye başladığımız ve anlayabildiğimiz ilk zamanlarda
önemli bir nokta olmalı.
Öyleyse geçmişte ne olmuştu?
Görüntüleri yaratma becerisini ne zaman edinmiştik?
Cevabı öğrenmek için geçmişe yolculuk etmeliyiz.
2,000 yıl öncesine gitsek?
Bu resimdeki at klasik antik döneme ait.
M.Ö. 100 yılında bir Roma evinin avlu duvarını süslemiş.
Görülüyor ki sanatçının 2 boyutlu çizimde oldukça rahat bir anlatımı var.
Şimdi de M.Ö. 1200 yılındayız
Bu tasfir Antik Mısır'dan.
Sanatçı zamanının koşullarını çok iyi algılamış
ve tasvir etmiş.
Daha da gerilere gitmeliyiz,
Burası Kuzey İspanya Altamira bölgesi ,
Buraya geldik çünkü 19. yüzyıl sonlarına doğru
burada radikal bir keşif yapıldı.
Bu keşif tarihimizde yapılan ilk resimlerle ilgiliydi.
Bu tarihi keşif 9 yaşındaki bir kız çocuğu tarafından yapıldı.
Adı Maria'ydı,
Marcelino de Sautuola'nın kızıydı,
Marcelino aynı zamanda amatör bir arkeologtu,
Altamira bölgesi ile ilgileniyordu ve 1879 sonbaharında,,,
,,Maria ve babası mağaraya giriş yaptılar,
"Birkaç yıl öncesine kadar mağaranın varlığından kimsenin haberi yoktu,
bir amatör olmama rağmen araştırmamı çok ciddiye almamıştım"
Eğitimli bir beyefendi olarak Sautuola ciddi bir şekilde araştırmaya ağırlık verdi
tarihöncesine ilişkin bir şeyler bulmayı umuyordu.
Ama zamanının arkeologları gibi,
bir zamanlar bu mağarada yaşamış insanların
kaba saba ,neredeyse vahşi
maymundan hallice ve yaratıcılıktan yoksun olduklarını düşünüyordu.
(SAUTU0LA) Bu araştırmalarımın sonunda
bu dağlarda yaşamış antik köklerimizden bizi ayıran ince çizgiyi
anlamayı umuyorum
De Sautuola mağaraya tarihöncesi kemikler ve eşyalar
gibi ipuçları bulmak için geldi.
Altamira'yı meşhur eden keşfi Maria yapmıştı.
(MARIA) Baba...bak! bir öküz!
(SAUTU0LA) Çok şaşırmıştım,
Gördüğüm manzara karşısında heyecandan konuşamıyordum,
keşfedilmiş en eski tarihöncesi resimleri görmüşlerdi.
Dünyada birçok başka mağara keşfedildi,
ama Altamira'daki duvar resimleri en iyisi kabul ediliyor.
Tavanı artık varolmayan türde olan,
düzinelerce öküz resmi kaplıyordu,
sabit ve hareketli halleri gösteriliyordu,
de Sautuola görür görmez ikna oldu;
resimler tarihöncesi insanlar tarafından yapılmıştı,
Ama diğer araştırmacılar bundan emin değildi,
de Sautuola keşfini dünyaya duyurduğunda,
arkeologlar orjinalliklerini sorguladılar,
Resimler fazlasıyla mükemmeldi,
tarihöncesi insanlarca yapıldıklarını düşünmek zordu,
Uzmanlar sahte olduklarını düşündü
ve Sautuola'nın sahtekar olduğunu söylediler,
O ise keşfini savundu,
(SAUTU0LA) Birilerinin o karanlık mağarada antik hayvanları resmedeceğine inanmak zordu
antik hayvanları resimlemek mi?
Bu resimlerin antikliğinden şüphelenmek için bir neden yok,
De Sautuola adını temize çıkartmaya çalıştı ancak diğerleri şüphelerinde ısrarlıydı.
Birkaç yıl sonra Altamira yakınlarındaki aile evinde inançsız ve takıntısız ,
bir adam olarak ölecekti.
Çevresindekiler sahtekarlık suçlamalarının onu
kırdığını ve ölümüne neden olduğunu söylediler.
ama zaman onu haklı çıkartacaktı.
onyıllar boyunca keşif üstüne keşif yaptı,
Fransa ve İspanya'daki mağara resimlerinin
orjinal olduğu kanıtlandı,
Lascaux - a mağarasındaki muhteşem resimlerin keşfi,
hepsinden daha büyük yankı uyandırdı,
zamanla daha fazla resim ortaya çıktı
tarihöncesi sanatçılar bunları büyük bir güven ve yetenekle yapmıştı
ve modern dünyadaki hiçbir şeye benzemiyorlardı,
Pablo Picasso bu resimleri ilk gördüğünde şöyle dedi,
''Daha hiçbirşey öğrenmedik'',
Uzmanlar resimlerin geçmişini araştırırken bir sürprizle karşılaştı,
İnsanoğlunun resim yapmaya sanılandan da önce başladığı ortaya çıktı,
Ne anlama geldiğini size göstereyim,
Modern dünyadaki varoluş sürecimizi
bu adımların temsil ettiğini varsayalım.
Siz ve benim gibi insanlar, Homo sapiens diye bilinen tür,
Dünya'da 150,000 yıldır yaşıyoruz.
Bu tarih durduğum yer olsun.
Biyolojik olarak ilerleyen dönemde insanoğlu değişmedi,
beyin yapımız her zaman aynıydı,
100,000 yıl boyunca hiç resim yapmadık
Ta ki buraya kadar... Yaklaşık 35,000 yıl öncesine,
birşeylerin değişmeye başladığı yere kadar.
Arkeologlar buna ''yaratıcı patlama''dedi,
İnsanlar ilk resimleri üretmeye başladığında,
öncesinde neler olmuştu acaba?
Neden insanlar etraflarındaki dünyanın resimlerini yapmaya başladı?
Uzmanlar yanıtı aramaya başladı ve ilk buldukları cevap gayet netti,
Bugün görüntüler oluşturmamızın ana nedeni
dünyamızdaki kavramların sembollerini yaratmaktı,
Uzmanlara göre binlerce yıl önce de insanlar
etrafındakileri anlatmak için resimler yapmıştı,
Ancak daha fazla mağara resmi keşfedildikçe bu yargının yanlış olduğu ortaya çıktı,
Günümüz sanatçıları yaşadığımız dünyayı her yönden resmediyorlar,
Daha önce sadece tek bir kavram üzerinde duruyorlardı,
Tarihöncesi sanatçılar takıntılıydı,,,hayvanlara,
hatta her hayvana da değil, bazılarına,
Atlar gibi,,,
bizon,,,ve rengeyiği,
Ama neden? Neden bu hayvanlar...
antik atalarımızın beyinlerine takıntı olmuştu ?
Henri Breuil bir Fransız rahipti,
aynı zamanda 20. yüzyılın en önemli mağara resmi, uzmanlarındandı,
resimlerin doğal bir şekilde avlanma hakkında olduğunu düşünüyordu,
Tarih öncesi sanatçılar hayvan resimleri yaptı çünkü
avlanma başarılarını arttırağını düşünüyorlardı,
Bu teori mantıklı,
Neden sadece hayvan resmi yaptıklarını açıklıyor,
Breuil problemi çözmüş görünüyor,
Ama günümüzde arkeologlar mağara yakınlarında avlanıp yenmiş
hayvan kemiklerini incelediklerinde,
bir bulmacayla karşılaştılar,
Eğer insanlar bu resimleri başarılı av için yapsaydı,
mağaralarının dışına çizmelerini beklerdik,
Ama yapmadılar,
Altamira'da, örneğin öküz resmi yaptılar diyelim,
ama mağarada bulunan kemikler geyik kemikleriydi.
diğer Fransız kazı alanlarında ise Mamut resimleri bulundu.
ama onlar da dağ keçisi yiyorlardı.
Tarihöncesi sanatçıların konu olarak seçtiği hayvanlarla
avladıkları arasında fark vardı.
Yani Breuil'in av teorisi ilk resim yapan
insanların gizemini çözemedi,
Bu teorilerin başka bir sorunu da vardı,
Resimlerin insanların görebileceği yerlere yapılmış olması gerekiyordu,
Birşeyler onları resimlerini mağaraların
en dar ve karanlık yerlerine yapmaya itmişti,
Burada, Fransa'daki Peche-Merle'deki gibi,
Mağaranın bazı bölümlerindeki resimler neredeyse, ulaşılamaz yerlerdeydi.
Nasıl yapıldıklarını anlamak güç,
gerçekten merak ve hayranlık uyandırıcı.
Yani bu kadar dar bir yere resim nasıl yapılır ki ...tavanı süslemek için?
Bu resme sadece ulaşmak zor değil - ulaştığınızda dahi -
bu resmin ne anlattığını anlamak daha da zor,
Çünkü, diğer mağara resimleri gibi bir şeyleri sembolize etmiyor,
soyut desenler oluşturan nokta ve çizgiler yapılmış,
yaşadığı dünyada böyle görünen bir nesne olduğunu sanmıyorum,
ya da bu,
bu desenler nadiren gerçekçi resimlerin yanında kullanılmış
rastgele görünen bir şekilde,
Burada, Fransa'daki Peche-Merle mağaralarında,
muhteşem bir çift at resmi yaptılar.
Ama bakın, resmi noktalarla kaplamış.
Bu noktaların avlanmakla ilgisini anlamak zor.
Arkeologlar mağara resimlerini anlamaktan çok uzakta olduklarını farkettiler
her zamankinden daha zor bir durumdu,
Açıkça görünen o ki,
dünyalarını yada avlarını anlattıkları teorisi,
resimlerin sırrını tam olarak açıklamıyordu,
Çünkü iki teori de bir nüansı gözden kaçırıyordu.
Mağara resimlerinin neden yapıldığını açıklamak yerine,
bu muhteşem resimleri nasıl yapabildiğimizin
sırrını çözmeliydik öncelikle.
Birşeyin resmini yapabilmek için önce resmin ne olduğunu anlamanız gerekir,
ve daha önce görmediğiniz birşeyi nasıl çizersiniz?
Henri Breuil bunun canalıcı nokta olduğunu anladı,
19. yüzyılda yaşamış bir Türk'ün ilginç öyküsünü anlattı
Bir resimde görünüyordu.
Bu bir at resmiydi.
Adam gizemli görünüyordu,
Neye baktığını bilmiyordu çünkü hayatında hiç resim görmemişti,
Bu Türk, dindar bir müslümandı.
ve bazı bölgelerde İslam dininin yaşayan canlıların resmini yapmayı yasakladığına inanılıyordu.
Görünen o ki, birisi at resminin iki boyutlu
olarak yapılabileceğine inanmıyordu.
adam bunun at olmadığını çünkü etrafında dolaşamadığını söyledi,
Bu kadar güzel bir resme bakarken, buna inanmak zor.
dünyada var olan bir nesnenin resmini algılayamamanın,
nasıl olabileceğini hayal edemiyoruz.
Bu daha önce resim görmemiş bir insanın gördüğü şey olabilir.
Bir dizi anlamsız çizgi, renk ve işaretler.
daha önce resim gördüğünüz halde bir resmi anlayamıyorsanız,
ilk resmi yapma fikrine nereden varacaksınız?
Peki antik atalarımız çizgi, renk ve
şekillerin birşeyleri anlatabileceğini nasıl keşfetti?
Binlerce yıl boyunca bu dünyayı nasıl keşfettiler?
Bu insanoğlunun yaratıcılığının en büyük gizemlerinden,
uzmanların en fazla araştırdığı konulardan birisi,
Ancak birkaç yıl önce devrim yaratan bir teori ortaya çıktı,
Bu problemi çözebilecek bir fikirdi,
Kaynağı Avrupa değil, binlerce kilometre ötelerdeydi,
Güney Afrika'da,
Bu dağların en yüksek kayalık tepelerinde gizleniyordu, Drakensberg'de,
Bu kaya resimleri esrarengiz bir şekilde Avrupa'dakilere benziyordu,
Büyük hayvanları gösteriyorlardı,
ve av sahnelerini,
Ancak Avrupadakilerin tersine, bu resimler binlerce yıllık değildi,
Birkaç yüzyıl önce yapılmışlardı,
Neredeyse günümüz kültüründe yaşayan,
San adlı kavim tarafından yapılmışlardı,,, Bushmen'ler tarafından (Güney Afrika Yerli Kabilesi),
Uzun bir süre resimler görmezden gelindi,
ama birisi bunlardan çok etkilendi,
Bu kişi David Lewis Williams'dı,
(WILLIAMS) Resimlere ilk kez baktığımda,
ilk akla gelen bunların günlük hayat resimleri olduğu,
ve resimdekilerin San insanları olduğu,
av sahneleri olduklarını düşündüler.
Örneğin bu resim.
bir öküz ve kuyruğunu tutan bir adam görüyoruz.
İnsanlar öküzün yerli tarafından avlandığını düşünebilir
kuyruğu çekişi cesaret ifadesi olarak değerlendirilebilir,
resme daha yakından bakıldığında yeni detaylar buluyoruz
ve bununla da kalmıyor.
Örneğin bu adamın toynakları var, ayakları yok.
Yani kimse buna dikkat etmemiş mi?
Kimse kafasını sokup buraya dikkat etmemiş herhaalde, hayır.
Aynı zamanda adamın ayakları da çapraz durumda
öküzünkiler de öyle,
Ve birden başka birşeyi farkediyorsunuz.
Yukarıdaki resimde adamın kafası antilop başı.
bütün vücudu boyunca kıllarla kaplı olduğunu görüyoruz,
öküz için de aynı durum yine geçerli,
bütün bunlara günlük yaşam diyemeyiz.
Bunları farkettiğimde...resimdeki tuhaflıkları, düşündüm...
''Bu resimlerin şifresini kırmanın bir yolunu bulmalıyız, ''
(SPIVEY) Ama sonrasında Lewis Williams araştırmasına başladı,
ve hemen bir sorunla karşılaştı,
Bugünkü San Kabilesi,
dağlar yerine 1700 km uzaklıktaki
Kalahari otlakları(Namibya)'nda yaşıyor,
Yüzyıllar içerisinde ataları Drakensberg'den ayrılmak zorunda kalmış,
Halen avlanmalarına rağmen bugün artık resim yapmıyorlar ve iyi bir nedenleri var,
Kalahari'de resim yapabilecekleri kayalıklar yok,
Antik gelenekleri yok oldu,
San kabilesi sanatçıları sırlarını da birlikte götürdüler,
böylece gizemi çözecek anahtar da
sonsuza kadar yok olmuş görünüyor,
Resimleri yapan insanlar artık yaşamıyordu ve sırrı çözmek artık imkansızdı.
(SPIVEY) Fakat sonra Drakensberg'den uzaklarda,
Lewis Williams ilk ipucunu buldu,
Bizi Avrupa'daki tarihöncesi mağaralara döndüren bir yolculuğa
çıkarıyordu bu ipuçları,
Artık kayalara resim yapan yerliler olmasa da,
19. yüzyıl sonlarına dek hayattaydılar.
Çok şükür ki, anlatmak istedikleri şeyler günümüze kadar ulaşabildi.
Cape Town'da bir arşiv deposunda saklandılar.
19 yüzyıl sonunda Alman yerleşimci Wilhelm Bleek,
kısa süre öncesine kadar Drakensberg civarında yaşamış San yerlileri olduğunu keşfetti,
Bleek geçmişe bir kapı açtıklarını anladı,
Onlarla iletişim kurdu,
12,000 dökümandan oluşan bu eski arşiv, onların bütün kültürlerinin ifade biçimiydi,
artık varolmayan kültürlerinden çarpıcı bir kırıntıydı,
Lewis Williams bu belgelerde gizlenmiş önemli bir detay sezdi,
bu belgeler bushmen'lerin kutsal kitabı gibiydi,
Drakensberg resimleri gibi önemli ip uçları taşıyordu.
Sezgileri onu yanıltmamıştı,
(WILLIAMS) Bleek yazıtları okurken,
kafasındaki fikirler netleşti
inançlarının temelinde ruhlar dünyasına yolculuk vardı.
(SPIVEY) Bushmen inancına göre
yaşarken ruh vücuttan ayrılarak ruhlar dünyasına yolculuk edebiliyordu,
bu durum, transa veya derin bir bilinç haline geçildiğinde gerçekleşiyordu,
bu San geleneği bugün de uygulanıyor,
kendi gözlerimle görmek için, Namibia Chunkwe yakınlarındaki bu köye geldim,
burada kabilenin şaman rahibi ile tanıştım,
bana ruhlar dünyasına giden kişi olarak anlatıldı,
ona neden transa geçtiğini sorabilirmisiniz?
(YERLİ DİLİNDE SORUYU YÖNELTİYOR)
(TERCÜME) birisi ailesi için yardım istediğinde,
çünkü ben onların doktoruyum ve çözümü ruhlar dünyasında arıyorum.
Geri döndüğümde, işe yarayıp yaramadığını anlıyorum.
(SPIVEY) Kabilenin bu gece trans ayini yapacağını biliyordum,
şaman izlememe izin verdi,
(ŞARKI VE RİTMİK EL ÇIRPMA HAREKETLERİ)
Tören köy kadınlarının şarkılarıyla başladı,
ve dans başladı,
şaman töreni yönetiyordu,
dans yoğunlaştığında, şaman farklı bir ruh haline büründü,
kendini kaybederek çevreden soyutlanmış görünüyordu,
Gerçekten transa geçmişti,
yere düştüğünde, bilinçsiz haldeydi,
bu sahneler bana daha öncesinde anlatılmıştı,
bu durumdayken ölerek ruhlar dünyasına geçtikleri,
döndüklerinde, insanları tedavi edebiliyorlardı,
Lewis Williams trans ayininin bu insanlar için hayati önem taşıdığını keşfetti,
ama bu bilgi atalarının mağara resimlerinin
sırrını çözmekte nasıl yardımcı olacaktı?
(WILLIAMS) Bleek'in yazdıklarını okurken,
bir yanda trans ayini ,
diğer tarafta mağara resimleri var,
mesele bu iki olguyu birbirine bağlayabilmek.
Bağlantı nerede? San kabilesi inançları resimleri nasıl açıklayabilir?
bu gerçekten zor bir bilmece... kafamı uzun süre meşgul etti,
(SPIVEY) Cevabı bulduğumda,
O kadar karmaşık olmadığını farkettim,
Elimde kaya resimlerinin çizimleri vardı,
kendi çizdiğim bu resimleri duvarıma asmıştım,
Karşılarına oturup uzun uzun bakardım,
Drakensberg'deki resimlerden biri daha dikkat çekiciydi
(SPIVEY)Lewis Williams'ın bana dağda gösterdiği resimin bir kopyasıydı,
(WILLIAMS) bir gün, bu resime bakarken, işte dedim,
Ne oluyor burada?
resimin solunda bir antilop vardı,
farkettimki antilop ölüyordu,
çapraz bacaklarından ve sendeleyişinden bunu anlayabiliriz,
başı yere doğru eğilmiş,
bu antilop zehirli bir okla vurulmuştu.
Yanında kuyruğu tutmuş olan adamında bacakları çaprazdı,
adamında çok güzel boyanmış parlak toynakları vardı,
arkasında yeleleri vardı,
açıkça adamda antilop ile birlikte ölüyordu,
ve böylece resimlerin günlük hayatı anlatmadığı ortaya çıkıyordu,
resimler konu olarak ruhsal deneyimlerini içeriyordu.
(SPIVEY) Sun resimlerinin arkasında yatan gerçek buydu,
Çizdikleri hayvan afrikadaki en büyük antilop türü idi,
Antilobun gücü ve zerafeti bushmenlerin hayal dünyalarını süslüyordu
ve hayvana büyülü bir anlam kazandırıyordu,
translarında gördükleri buydu,
Sun resimleri av hakkında değildi,
hayal dünyalarındaki imgeleri
kaya duvarlarına aktardılar,
Lewis William'ın aklında,yeni bir fikir uyandı
San resimlerine benzer başka kaya resimleri de olduğunu farketti.
Bunlar binlerce yıllık çok eski resimlerdi,
ve Avrupada bulunuyorlardı,
(WILLIAMS) Yıllardır bu resimlerle ilgileniyordum
Fransa ve İspanyadaki mağara resimleri, yontma taş devrine aitti
Bizi şaşırtan özelliklerinden biri de
Avrupadaki ve Güney Afrika'daki
kaya resimleri ile olan bezerlikleri idi.
(SPIVEY) San sanatçılarının antilop takıntısı gibi,
mağara sanatçılarının da bir kaç hayvan türü üzerine takıntısı vardı,
Yine Güney Afrika'da gördüğümüz insanlara eklenen hayvan anatomisindeki parçaları,
tuhaf ve mistik anatomileri
Avrupadaki resimlerde de görmekteyiz,
Anlaşılması zor ortak bir özellikleri vardı,
bu problem Lewis Williams'ın ilgisini çekti
Yaklaşık 200 yıl öncesine ait San bushmen kabilesinin,
bir resmini kopyalamıştı.
Resimde bir antilop ve etrafında sun insanları tasfir edilmiş,
ama burada garip bir unsur daha var,
sanatçı resimde sıkça noktalar kullanmış,
birşeyler hatırlatıyor mu? Şuna bir bakın.
Bu iki at resmini Peche-Merle'deki mağarada görmüştük.
Bu atların üzerinde yine o garip noktaları görüyoruz.
sadece 200 yıl önce Afrika'daki bu duvarlarda,
San insanları aynı desenleri uyguladı
ama neden? Bu kadar farklı yer ve zaman dilimlerinde
nasıl oldu da,bu kadar benzer
bu kadar paralel anlatımlara rastladık?
Lewis Williams sanatçıların gözüyle baktı
ve cevabın sanatın dışında farklı bir noktada olduğunu düşündü.
(WILLIAMS) Güney Afrikada sanatın dinsel ritüelden
ve bilinç ötesi deneyimlerden beslendiğini biliyoruz,
Bu aşamada bu konuları araştıran
bilimadamlarına dönerek
onlara bu tecrübe esnasında beyinde neler yaşanıldığını sormalıyız.
Bilinç ötesi deneyimlerde ,
zigzag çizgiler görüldüğünü anlıyoruz
başağrısı sırasında görülen parlak çizgiler.
veya noktalar bulutu gibi.
bunun nedeni insan beyniyle bağlantılı.
(SPIVEY) Bütün insanların beyni aynı şekilde çalışır,
fiziksel olarak ilk insandan bu yana beynin yapısı aynıdır,
Yani eğer yönlendirilmişsek - mesela transa geçmişsek,
antik atalarımız gibi tepki veririz,
Tuhaf resimler için ilginç bir açıklama bu,
Ama gerçek olabilir mi?
Öğrenmek için Londra'daki psikiyatri enstitüsüne geldik,
Burada bir trans deneyimi yaşamaya çalışacağım,
Dominic, kutunun içinde ne var acaba?
bu cihaz beynin görsel bölümünü çeşitli frekanslarda uyarıyor.
(SPIVEY) Dr Dominic ender görülen göz problemlerini tedavi ediyor,
Problem gözlerden değil,
beynin görsel merkezinden kaynaklanıyor,
inceleme için sıradışı bir cihaz tasarlamış,
Çalışma şekli oldukça basit. yoğun ışık veren ledler olan bir gözlük,
bilgisayara bağlı olarak çalışıyor,
görülen ışık parlamalarını kontrol edebiliyoruz.
- bunu gözüne tak... - evet.
Sonra gözlerime ışık yansıtacaksın ha.
Doğru, ışığa rağmen gözlerini kapalı tutmalısın.
hastaları gözlerinin önünden
geçen tuhaf şekiller gördüklerini söylüyor,
Gözlük beyinde bazı şekiller oluşturuyor,
- Acıyacak mı? - Hayır.
- gözlerini kapat. - Kapadım.
- Ne görüyorsun? - Şu anda gördüğüm şey...
bir tür hareketli lekeler var,
ve siyah çizgiler ağı görüyorum,
Peki...tamam...
Parlak, çok parlak renkler... renk uzayındaki tüm renkler, yanıp sönerek patlıyorlar.
Bütün renklerin ötesinde,,, nasıl anlatsam?
Bir balık ağı gibi,,,
Birbirine bağlanan çok nizami siyah çizgiler yada,,, bal peteği gibi, öyle birşey sanırım,
(FFYTCHE) Sinyalleri sadece tek gözüne verdiğimizde bakalım ne olacak?
(SPIVEY) Ah,,, Elektirik panosu,
Pardon,elektronik satranç tahtası gibi.
Dans pisti gibi.
- Siyah ve beyaz renkler mi? - Parlak siyah ve beyaz etkiler.
Bu benim için yeni bir deneyim. Gözlerim kapalı olduğu halde imajlar algılıyorum.
Nasıl oldu bütün bunlar?
Beynin görsel kısmında gördüğün imajları
oluşturan bir merkez var.
tahminimiz ışığın gözümüzü yönlendirmesi
ve hayali imajlar sağlaması.
Bu etkiye maruz kalan herhangi biri yine aynı deneyimi yaşayacaktır.
Gariptir ki tamamen aynı görüntülerin
küçük bir etkiyle görsel sistemde oluşturulmasına rağmen
gözlerin bu şekilde kapatıldığında
gün içinde yine bu tarz etkiler görmeye devam edeceksin .
Yani bir mağaraya girdiğinde veya gözlerin kapatıldığında,
- Aynı görüntüleri mi göreceğim? - Kesinlikle.
(SPIVEY) Bu garip desenleri açıklıyor o zaman,
Mağaranın karanlık derinliklerinde,
görsel algılarını kaybediyorlardı,
Bu durum garip şekiller görmelerine,
ve resimlerini bu tarzda yorumlamalarına neden oluyordu,
Ama Lewis Williams bunun sadece bir başlangıç olduğunu anladı,
İnsanlar daha fazla trans ayini yaptıkça,
gördükleri hayaller önemli duygusal anlamlar ifade etmeye başladı,
Bu güçlü duyguları hayvanlar sembolize ediyordu.
bu imajlar çok güçlü anlatımlar içeriyordu,
(WILLIAMS) bir san insanı olsaydık hayallerimizde antilop görecektik,
Fransa'da olsaydık bizon görecektik diyebiliriz.
Hatta kültürün yapısına göre bu hayvan bir at bile olabilirdi,
(SPIVEY) yani bütün bunlar hayal ürünü olduğu için,
- gördükleri imgeleri sonrasında stilize olarak hatırlıyorlardı
yani görüntüler mağara duvarı üzerinde düz bir yüzeyde yapılıyordu,
(WILLIAMS) İnsanlar bunu bir günde başarmadı,
İnsanlar hayal dünyalarındaki imgelerle yaşamaya başladılar
ve bu imgeleri süreç içinde duvarlara yansıttılar,
Hayal dünyalarını kalıcı olarak ifade etmek istediler,
Yani aslında mağara dışındaki hayvanları değil,
kafalarındaki imgeleri duvara yansıtıyorlardı.
(SPIVEY) hiç resim görmemiş insanların çizdiği
binlerce yıl önce yapılan bu iki boyutlu resimlerin ardındaki gizemi
Lewis Williams sonunda keşfetti.
Doğayı kopyalamıyorlar kafalarındaki hayalleri gerçekleştiriyorlardı,
geçmişte uzmanların kafalarını meşgul eden bu bilmece için
bir teorimiz var artık.
Bu teori sadece mağara resimlerini içermiyor,
bu resimlerin sanatçılarının bakış açılarındaki gerçeği de bilimsel olarak açıklıyor.
Görüntülerin düşüncelerden mağara duvarına yansıyan sürecini ortaya koyuyor,
ama bugün ki imge dolu ,
modern dünyamızı değil .
Çünkü 12,000 yıl kadar önce garip birşeyler oldu.
İnsanlar mağara resmi yapmayı bıraktı.
Arkeologlar sebebini tam olarak bilemiyor,
ama avrupada bu konu hakkında küçük ipuçları buldular
bunlar binlerce yıllık resimlerdi,
resmi keşfeden tarih öncesi insanlar
nesiller boyunca eserler üretmeye devam ettiler
ve sonunda ilgilerini kaybettiler,
Zorlu hayat sürecinde resim
zamanla önemini kaybedip arka plana atıldı,,,
Hayal gücü insan zihnindeki varoluşunu kaybetmeye başlamıştı.
Peki bu günkü yıllara
nasıl gelindi ?
Görselliğin gücü zihinlerimizi tekrar nasıl ele geçirdi?
ve görüntülerin hükmettiği bu vazgeçilmez dünyayı nasıl yarattı?
Cevabı yeni yeni keşfetmeye başladık.
Türkiye'nin güney bölgesinde , Göbekli Tepe'nin eteklerindeyiz,
Tepenin üzerinde gerçekler hakkında önemli bilgiler bulunuyor.
araştırmacılar Göbekli Tepe'ye
ilk olarak 1960 larda geldiler.
Buldukları şey sadece çakıl taşları ile kaplı bir tepeydi.
Tıpkı bu taşlar gibi.
Arkeolojik değeri olmayan bir yer olduğunu düşündüler.
Ama 10 yıl sonra alman arkeologlar bir kazı çalışması yapmaya karar verdiler,
Buldukları şey şaşırtıcı idi,
Ayaklarının altında anıtsal yapılar öylece duruyordu,
-T- şeklinde dev dairesel taşlar,
Bölge bir harabe halini almıştı,
yer altında sütunlarla kaplı 20 ye yakın dairesel yapı vardı
İngilteredeki Stonehenge 4,500 yıl önce yapılmıştı,
ama bu bölge 3 kat daha yaşlıydı,
neredeyse 12,000 yıl öncesine,
insanların resim yapmayı bıraktığı zamanlara dayanıyordu,
açık ki Göbekli Tepe;
dini inançları çok kuvvetli bir topluluğun
ibadet ettikleri bir merkezdi .
Peki bu yapı resimlerin kayboluşunu açıklamamıza nasıl yardımcı olacak?
Bunu en iyi gece görebiliriz.
Sütunlar bu konuda bize yardımcı oluyor,
sadece oymalarla ve vahşi hayvan figürleriyle
süslenmiş sütunlar değillerdi.
meşhale ateşinde bunu daha iyi göreceğiz.
Yaratıcılarının bir zamanlar gördüğü gibi.
Aslanlar,,, turnalar,,,
domuzlar,,, tilkiler,,,
12,000 yıl önce resimler Avrupa mağaralarından silindiğinde,
bu Türkiye'deki tepede insanların hayalgüçlerine girdiler,
yAni resimler keyfi bir uğraş değildi,
resmi keşfettiklerinde bir daha bırakmadılar,
İnsanların zihinlerine kazındılar,
ama bu yerin büyük bir sırrı daha vardı
çünkü bugünkü modern dünyamıza ışık tutuyorlardı

bu görüntülerin altında yatan büyük çabaya bağlıydı,
Arkeologlar tepenin eteklerinde
bir taşocağı keşfettiler,
Göbekli Tepe'deki sütunların yapıldığı
kireçtaşı kaynağıydı burası,
Buradaki kullanılmamış bir sütun.
kare başlık sütun gövdesine doğru daralıyor.
yarım kalmış bir şekilde burada bırakılmış.
buradan da başka bir sütun çıkartılmış.
Bu taşların kayalardan kesilmiş ve
taştan aletlerle işlenmiş olması inanılmaz.
asıl çarpıcı olan da ebatları.
her biri 7 metre ve 50 ton ağırlığında.
yani taşları tepeye çıkartmak için 500 kişi gerekiyordu.
Tepe bile insan yapımıydı,
Ancak asıl önemlisi 12.000 yıl önce
uzak mesafelerden Göbekli Tepe'ye çalışmak,
ve ibadet için gelen yüzlerce insan
üzerindeki etkisiydi,
hepsinin beslenmesi gerekiyordu,
geçmişte insanlar avcı-toplayıcı olarak yaşadılar
vahşi hayvan ve yabani bitkilerle beslendiler,
insanlar ilk evrimleştiğinden beri
bu hayat tarzı küçük toplulukları hayatta tuttu,
Bugün bile bir çok insan tarım sayesinde besleniyor,
mahsül yetiştirerek besi hayvanları yetiştiriyoruz,
tarım modern dünyamızın temeltaşı durumunda,
Arkeologlar için tarım toplumu oluşumuz merak konusu olmuştur
insanlık tarihini değiştiren bu devrim nasıl olmuştu?
Göbekli Tepe bize ipuçları veriyor,
tarım ilk olarak burada başlamıştı,
ve aynı zamanda bu yapının kuruluş dönemiydi,
Göbekli Tepe'de çalışıp ibadet edenlerin beslenme ihtiyacı
tarım kültürünü doğurmuş olabilir mi?
Buluntular bunu destekliyor.
Bilimadamları ilk yetiştirilen buğdayın örneklerini bulduklarını düşündüler,
tarım buğdayının kökenlerini araştırmaya ve
DNA yapısını incelemeye başladılar
farklı türde buğdayları incelediler,
genetik yapılarını karşılaştırdılar,
tarım buğdayına en yakın örneği
Göbekli Tepe'ye 35 km mesafedeki ,
Karacadağ bölgesinde buldular.
Buradan aldıkları yabanıl tohumları
Göbekli Tepe'deki insanları beslemek için yetiştirdiler.
Yani sonuç olarak insanların hayalgüçlerindeki,
imgeler baskınlaşarak insanlık tarihindeki
en büyük değişimlerden birini yarattı.
Bugün moddern dünyamızı atalarımızın hayal bile
edemeyeceği boyuttta imgeler yönetiyor,
dünyayı saran ve milyonların gördüğü bu resimleri,,,
,,ortadan kaldıran etken neydi?
binlerce yıl önce çizgiler, şekiller ve renklerle
yapılan bu devrimsel atılımlar yapılmasaydı ,
günümüzdeki duruma gelinmezdi,
çeviri : Freeb@y kontrol: pygmalion osahinboy@hotmail.com